Köşe Yazıları

AB Kıbrıs’tan Bıktı mı? (Köşe yazısı)

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Prof. Dr. Ata Atun

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.)

Dekan, Kıbrıs İlim Üniversitesi

KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

Avrupa Birliği malumunuz. Komşularımızın oluşturduğu, sosyal bir ortaklık olması nedeniyle de çalışanın çalışmayana baktığı, kriterlerin ülkelere göre değişkenlik gösterdiği, “girmeyen ne sanır, giren bıkıp usanır” atasözünün cuk oturduğu bir birlik.

Sözde ana görev olarak iş imkânlarının artırılması ve kolaylaştırılması, ekonomik büyüme ve istikrar, mali istikrar reformlarının artırılması ve tek Pazar’ın derinleştirilmesi gibi daha çok ekonomi ile ilgili konularda sorumluluklar yüklenmekte. Yani ülkelerin iç işleri veya siyasi sorunlarını çözmek gibi bir misyonu yok bu birliğin.

Gelelim esas konumuza; 1 Temmuz 2023-31 Aralık 2023 tarihlerinde İspanya’nın AB Konseyi Dönem Başkanlığı görevini üstleneceğini duyan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) başkanı Nikos Hristodulidis İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’i vakit geçirmeden Güney Kıbrıs’a davet etti ve ağzından Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin destek sözleri almaya çalıştı. Yukarıda da belirttiğim gibi AB Konseyi Dönem Başkanlığının ana görevleri içinde “Siyasi faaliyetler ve çalışmalar” yok ama Rum lider şansını denedi, Başbakan Sanchez’den Türkiye ile olan iyi ilişkilerinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesini ve “Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakerelerin kaldığı yerden yeniden başlaması” ricasında bulunmasını istedi. Başbakan Sanchez misafir, ne desin. “Tabi tabi” dedi, geçiştirdi.

Rumlar/Yunanlar ata mirası retorik ve dezenformasyon alışkanlıklarıyla her fırsatı değerlendirseler de İspanya’nın, GKRY hatırına Türkiye ile olan Ticari ve siyasi ilişkilerine gölge düşüreceğini düşünmek sadece Rumlara özgü bir hayalperestlik.  Ki Avrupa Birliği Konseyi (Bakanlar Kurulu) ve Komiteleri (Bakanlıkları), açık ve net olarak Kıbrıs sorununun başlangıcının Makarios hükümetinden ve Crans-Montana’da son bulan federasyon temelinde bir anlaşmayı amaçlayan son denemenin sonuçsuz kalmasının baş mimarının gene Rumlar olduğunun farkında.

Her ne kadar ara ara Rumların sırtını sıvazlayıp destek sözü veriyorlarsa da esasen yaptıkları hatanın farkındalar. Hem AB’nin kendi üyelik kriterlerine aykırı olarak hem de 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Anayasasını çiğneyerek, Yunanistan’ın şantajı sonucu Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni üye olarak kabul etmekle başlarına bela aldıklarını da anlamış görünüyorlar. Bu nedenle de Rumların her fırsatta kapılarını çalıp ağlamasına da artık pek sempatik bakmıyorlar. Rum lider Hristodulidis’in müzakerelerin kaldığı yerden başlaması için Avrupa Birliği’nin “aktif katılımını” istemesini de her fırsatta sümenaltı ediliyor zira AB’nin, Rumların ve Yunanların hatırına Türkiye’yi karşısına almak gibi bir niyeti yok.

Gerçekleri görebilen bazı Rum siyasetçilerin, “Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in, itibarsız addedilen Anastasiadis’in politikasının şekillendirilmesine ortak olması nedeniyle Rum yönetiminin uluslararası alanda yaşadığı itibarsızlık sorununun devam edeceğini” dile getirmeleri boşuna değil.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın seçim dönemindeki bildirgesinde yer alan ve seçildikten sonra da her fırsat ve mekanda savunduğu “Eşit ve egemen, uluslararası tanınmış iki devletli çözüm” modelinin, aradan geçen iki buçuk yıl içinde kabul görmeye başlaması ve Federasyon içerikli çözüm modelinin de yavaş yavaş gündemden düşmesi tam da bu aydınlanmanın ürünü.

Her ne kadar Rumlar kapı kapı gezerek kendi tezlerine dünyayı inandırmış olsalar da gerçeklerin er-geç ortaya çıkma gibi bir huyu var.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

AB Kıbrıs’tan Bıktı mı? (Köşe yazısı)

AB Kıbrıs’tan Bıktı mı? (Köşe yazısı)

Prof. Dr. Ata Atun

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.)

Dekan, Kıbrıs İlim Üniversitesi

KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

Avrupa Birliği malumunuz. Komşularımızın oluşturduğu, sosyal bir ortaklık olması nedeniyle de çalışanın çalışmayana baktığı, kriterlerin ülkelere göre değişkenlik gösterdiği, “girmeyen ne sanır, giren bıkıp usanır” atasözünün cuk oturduğu bir birlik.

Sözde ana görev olarak iş imkânlarının artırılması ve kolaylaştırılması, ekonomik büyüme ve istikrar, mali istikrar reformlarının artırılması ve tek Pazar’ın derinleştirilmesi gibi daha çok ekonomi ile ilgili konularda sorumluluklar yüklenmekte. Yani ülkelerin iç işleri veya siyasi sorunlarını çözmek gibi bir misyonu yok bu birliğin.

Gelelim esas konumuza; 1 Temmuz 2023-31 Aralık 2023 tarihlerinde İspanya’nın AB Konseyi Dönem Başkanlığı görevini üstleneceğini duyan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) başkanı Nikos Hristodulidis İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’i vakit geçirmeden Güney Kıbrıs’a davet etti ve ağzından Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin destek sözleri almaya çalıştı. Yukarıda da belirttiğim gibi AB Konseyi Dönem Başkanlığının ana görevleri içinde “Siyasi faaliyetler ve çalışmalar” yok ama Rum lider şansını denedi, Başbakan Sanchez’den Türkiye ile olan iyi ilişkilerinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesini ve “Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakerelerin kaldığı yerden yeniden başlaması” ricasında bulunmasını istedi. Başbakan Sanchez misafir, ne desin. “Tabi tabi” dedi, geçiştirdi.

Rumlar/Yunanlar ata mirası retorik ve dezenformasyon alışkanlıklarıyla her fırsatı değerlendirseler de İspanya’nın, GKRY hatırına Türkiye ile olan Ticari ve siyasi ilişkilerine gölge düşüreceğini düşünmek sadece Rumlara özgü bir hayalperestlik.  Ki Avrupa Birliği Konseyi (Bakanlar Kurulu) ve Komiteleri (Bakanlıkları), açık ve net olarak Kıbrıs sorununun başlangıcının Makarios hükümetinden ve Crans-Montana’da son bulan federasyon temelinde bir anlaşmayı amaçlayan son denemenin sonuçsuz kalmasının baş mimarının gene Rumlar olduğunun farkında.

Her ne kadar ara ara Rumların sırtını sıvazlayıp destek sözü veriyorlarsa da esasen yaptıkları hatanın farkındalar. Hem AB’nin kendi üyelik kriterlerine aykırı olarak hem de 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Anayasasını çiğneyerek, Yunanistan’ın şantajı sonucu Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni üye olarak kabul etmekle başlarına bela aldıklarını da anlamış görünüyorlar. Bu nedenle de Rumların her fırsatta kapılarını çalıp ağlamasına da artık pek sempatik bakmıyorlar. Rum lider Hristodulidis’in müzakerelerin kaldığı yerden başlaması için Avrupa Birliği’nin “aktif katılımını” istemesini de her fırsatta sümenaltı ediliyor zira AB’nin, Rumların ve Yunanların hatırına Türkiye’yi karşısına almak gibi bir niyeti yok.

Gerçekleri görebilen bazı Rum siyasetçilerin, “Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in, itibarsız addedilen Anastasiadis’in politikasının şekillendirilmesine ortak olması nedeniyle Rum yönetiminin uluslararası alanda yaşadığı itibarsızlık sorununun devam edeceğini” dile getirmeleri boşuna değil.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın seçim dönemindeki bildirgesinde yer alan ve seçildikten sonra da her fırsat ve mekanda savunduğu “Eşit ve egemen, uluslararası tanınmış iki devletli çözüm” modelinin, aradan geçen iki buçuk yıl içinde kabul görmeye başlaması ve Federasyon içerikli çözüm modelinin de yavaş yavaş gündemden düşmesi tam da bu aydınlanmanın ürünü.

Her ne kadar Rumlar kapı kapı gezerek kendi tezlerine dünyayı inandırmış olsalar da gerçeklerin er-geç ortaya çıkma gibi bir huyu var.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Yükleniyor…